Gerçek Programcıları Ölçmek
Yapay zeka modeli geliştiricisi DeepSeek'in 7 milyon dolarlık bir bütçeyle GPT-4 benzeri bir model geliştirdiğini duyurması çarpıcı bir gelişme oldu. Bir yanda OpenAI gibi şirketler, en gelişmiş teknolojiyi ürettiklerini iddia ederek 7 milyar dolar seviyesinde devasa bütçelerle çalışıyor. Diğer yanda DeepSeek gibi ekipler, onların bütçesinin sadece binde biriyle benzer kalitede çözümler üretebileceklerini gösteriyor. Gördüklerimiz, bilişim sektörünün son yıllardaki dönüşümünün ve yetenek ile kaynak arasındaki dengenin sorgulanması gerektiğinin açık bir başka kanıtıdır.
Teknoloji devleri, kurallara uygun oynuyormuş gibi görünürken ciddi denetimlerden kaçma ve düzenlemeleri atlatma konusunda uzmanlaştılar. Bunu, özellikle ABD şirketlerinin kendi düzenleyici kurumlarını manipüle etmesinde görüyoruz, ki bu şirketler genellikle Çin'in teknolojik olarak onları geçebileceği korkusunu daha gevşek denetimler için bir gerekçe olarak kullanıyorlar. Kapalı kapılar ardında tam olarak ne olduğunu bilemeyiz, ama işin içinde bir bit yeniği olduğu kesin. İşte bu yüzden, daha büyük siyasi ve finansal oyunlara kapıldıkları için değil, sevdikleri için algoritma geliştiren gerçek geliştiriciler bulmamız gerekiyor.
Ne yazık ki, bilişim sektörü son zamanlarda 'faydalı görünen ancak zarar veren' her seviyeden insanın ilgi odağı haline geldi. Peki, böyle bir ortamda zaman ve kaynak israf etmeden gerçek programlama tutkunlarını nasıl ayırt edebiliriz?
Aslında, bunu anlamak için çok basit bir soru sorulabilir:
"İş veya okul projeleri dışında, zorunlu olmadığınız halde ilgi alanınızda geliştirdiğiniz herhangi bir programlama veya otomasyon projeniz var mı?"
Daha fazla adanmışlık arıyorsanız, şu soruyu da sorabilirsiniz:
"Hiç gecenin bir yarısı uyuyamadığınızda kalkıp programlama yapmak için bilgisayarınızın başına oturduğunuz oldu mu?"
İki kısa sorunun cevapları, karşımızdaki kişinin gerçekten zanaata adanmış olup olmadığını veya sadece yüksek maaş hayallerinin peşinden mi koştuğunu anlamamıza yardımcı olur.
Geliştirici ruhu taşıyan biri için programlama, çalışma saatleriyle sınırlı bir görev değil, gerçek bir tutkudur. Hatta artık sosyal bir sorumluluk haline bile geldi. Programcılar, sorunların kök nedenlerini araştırmayı severler ve hazır çözümlerden bir yapılandırmanın altta yatan sorunu çözmeyebileceğini anlayabilirler. Gerektiğinde sıfırdan geliştirmeyi tercih ederler ve projelerini hayata geçirmekten keyif alırlar. Adanmışlık, onları yüksek maaşlar için sektöre giren diğerlerinden hızla ayırır. Birçoğu sadece algoritmaları ezberleyerek zorlu Silikon Vadisi mülakatlarını geçebilir, ancak gerçek değer üretme söz konusu olduğunda sefil bir şekilde başarısız olurlar. Çünkü algoritma programlama, formülleri ezberlemekten çok daha fazlasını gerektirir...
Teknoloji devlerinin verimsizliklerini devasa bütçelerin ve düzenleme oyunlarının arkasına gizlediği bir çağda, gerçek geliştiricileri bulmak artık sadece bir İK zorluğu değil, hayatta kalmak için bir zorunluluktur. Yazdıkları programlara, otomasyonlara ve çözdükleri gerçek dünya sorunlarına önem veren insanlara ihtiyacımız var. Eğer bu dürtüyü hissetmiyorsanız, belki de kenara çekilip terminali gerçekten ait olanlara bırakarak farklı bir yol bulma zamanınız gelmiştir.
Serdar'dan bazı düşünceler.